Kimselerin olmadığı bir gölün etrafında, geniş bir orman geceyi yaşıyor; aylardan Aralık. Mister F ve Miss Q, yaktıkları alevin önünde birbirlerinin yüzlerini inceliyorlardır.
MQ: “İnsanların olmadığı bir yerde buluşmak gibisi yok.”
MF: “Kalabalıktan sıyrılmak güç iş, ancak bir kere sıyrıldın mı, bir daha onu buna tercih etmezsin.”
“O kadar haklısın ki, doğaya ve sana yakınlaşınca mutluluğu tatmış oluyorum, F. Biliyor musun, seni o kadar kısa süreden beri tanımama rağmen, aslında hayatımda bugüne kadar neler kaçırdığımı yeniden ve yeniden anlıyorum beraber olduğumuz zamanlarda.”
“Tahmin edebiliyorum, ama tüm bunları benim sağladığımı söylemek doğru olmaz. Bir kapı vardı arkasında ne olduğu bilinmeyen; tıklattın, açtım. Adımını attın ve şu anda onu yaşıyorsun.”
“Ya açılmasaydı?”
“Açılmayabilirdi.”
“Hangi durumda?”
“Anlayamayacağın bir evrene giriş yapmak istediğin zaman o evren seni kabul etmez. Sadece anlayanlar o evrende barınabilirler.”
“Soyut konuşuyorsun çoğu zaman olduğu gibi, yine de gizli bir keyif alıyorum bundan.”
Suskunluk. Kar yağmaya başlar küçük küçük; Miss Q, Mister F’nin sözlerine ve yüzüne sığınmak yerine, bedenine sığınmayı tercih eder bu sefer. İçgüdüleri onlara yaprakların üzerine yatmayı önerir ve Miss Q’nun başı, Mister F’nin ellerini başının arkasına koyarak genişlettiği o sert göğsündedir. Gözler, ateşin gökyüzüne doğru uçuşmasına tanıklık eder.
“Yıldızlara dikkatle bak, Latince bir söz vardır; ad astra diye. Yıldızlara doğru, demektir. Bir de sonuna per aspera eklerler, güçlüğü ifade eder. Biz de şimdi yıldızlara bakıyoruz. Oraya ulaşmak oldukça zor.”
“F, ben de istiyorum oralara ulaşmayı, ama nasıl? Hep kafamı kurcalar bu soru. Sürekli hayal ediyoruz, ya başka ne yapıyoruz?”
“Umut olduğu sürece ölümün nefesini duyamazsın, ölümün içinde yaşasan bile. Eyleme geçilecek zamanı beklersin ve ansızın sürecin başladığını anlarsın. Yapacakların için zaman gelip çatmıştır işte, ama cesur olmak, cesur olmak. Şeysizliğe karşı şeyi savunmak.”
Ormandan kuş ve hayvan fısıltıları duyulur. O dilden anlamadıklarından, bir süre sonra duyumsayışları da kesilir. Konu ansızın değişir.
“Başka bir şey sormak istiyorum, F.”
“Sor.”
“Kapının kapanma olasılığı var mı?”
“Değerimi, değerini ve değerimizi yozlaştırdığın zaman, mesela beni diğerleriyle bir tuttuğun zaman, kapıyı suratına kapanmış olarak bulursun. Ama ben kapattığımdan değil, kapı bu yüzsüzlüğe dayanamadığından. Ben bir şey yapmış olmam. Sen kendi ayaklarınla tepmiş olursun geleceği; çünkü aynılaşma duygusundan nefret ederim ve aradaki titreşim bozulur.”
“İkinci son bir şey daha o zaman…”
“İkinci son bir şey daha sor, o halde.”
“Üşüyorum. Boynuna sarılsam, birlikte kalabilir miyiz bir süre?” Miss Q, Mister F’ye iyice yaklaşmıştır artık. Ateş daha da güçlenmiştir, geceyi kıvılcımlarıyla yarıyordur. Ama o mükemmel sessizlik öncesi, Miss Q kendini alamaz yine konuşmaktan, ancak bu sefer gerçekten son kez. Ağaçların hışırtısı artmıştır.
“Ateş sönecek mi?
“Gücünü görmemiz gerekiyor, bekleyelim.”
(Mister F ile Miss Q’nun sohbetleri parça parça devam edecek.)